Für den Inhalt dieser Seite ist eine neuere Version von Adobe Flash Player erforderlich.

Adobe Flash Player herunterladen

Für den Inhalt dieser Seite ist eine neuere Version von Adobe Flash Player erforderlich.

Adobe Flash Player herunterladen

Für den Inhalt dieser Seite ist eine neuere Version von Adobe Flash Player erforderlich.

Adobe Flash Player herunterladen

 
Asik olmak istermisin?

Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...
Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne de en sevdiğin renk olan mor...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...

"Önemli olan sağlık."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
"Elini sallasan ellisi."

Ama sen hiçbirini duymayacaksın...
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...

"Ölüme çare bulundu!" ,
"98 şehit vermişiz bugün." ya da
"Yarın kıyamet kopacakmış.." deseler başını kaldırıp
"Ne dedin?!" diye sormayacaksın bile...

Yalnız kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittiğin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksın!

Onunla oturup ilk resminizi çektiğiniz bank,

Onu dudaklarından öptüğün ilk yer,

Sana bir çok kez en sevdiğin Pastayı ısmarladığı cafe,

Senin ona bira ısmarladığın Pub,

yada birlikte sinema izlediğiniz salon...

Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın...
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin...
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip,
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
İlaçlara sığınacaksın...
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...
Bırak onun bestelediklerini bir kenara, sanki Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek!
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahı iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin... Bir, iki, üç kere..
Belki "çivi çiviyi söker" diye
can havliyle önüne çıkana sarılmak, öpmek, sevişmek isteyeceksin...

Nafile...

Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek sana...

Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin;

Her buluşmanızda dolu dolu gözleriyle sana bakarak cıvıl cıvıl sesiyle sana, "Naber??" demelerini duyacaksın.

Kucağına oturtup başını göğsüne yasladığını göreceksin

Gece, üşümesin diye sürekli uyanıp üzerini örtmelerini,

Saçma bir dargınlık yüzünden onun soğukta sabaha kadar senin kapının önünde yattığını,

ve…

onu göreceksin rüyanda..

defalarca..

defalarca..

Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin...

"....."

Telefonun çalmasını bekleyeceksin...
Aramayacağını bile bile...
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...
Ama ekrana baktığında arayanın o olmadığını gördükten sonra,
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...
Yüreğin burkulacak...
Canın yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...


Evet şimdi açacak telefonumu diyip motive edeceksin kendini,
Mesaj atacaksın ama öncesinde ona, çünki saygılısın.
"Seni birazdan arıyorum, lütfen telefonu aç" diyeceksin mesajında,
Ve arayacaksın tebessümle!

ama...

Açmayacak. Açamayacak.

Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin...

Resimler çizeceksin. Beğendiğin halde yırtıp atacaksın. Yada kaleminin ucunu kırarcasına karalamaya başlayacaksın uğraşıp çizdiğin resmini bir anda!
Yazılar yazacaksın. Sonra filmlerdeki gibi ucundan yakıp kül edeceksin duygularla dolu kağıtlarını..

Aralıksız ağlayacaksın. Gülmeyi unutacaksın.

Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...

Ama bir umut...

Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yaşayacaksın...

Buna yaşamak denirse...

Razı mısın bütün bunlara...?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde aşık olabilirsin.